Erteleme çoğu zaman tembellik değildir. Bir işi sürekli sonraya bırakmamızın arkasında; başarısız olma korkusu, mükemmel yapma isteği, karar yorgunluğu veya nereden başlayacağını bilememe hâli olabilir. Yapılacak iş gözümüzde büyüdükçe, harekete geçmek daha zor görünür.
İlk adım, ertelemeyi yargılamadan fark etmektir. “Neden hâlâ başlamadım?” diye kendinizi eleştirmek yerine, o an sizi durduran düşünceyi gözlemleyin. İşin çok büyük gelmesi mi, yeterince iyi yapamama kaygısı mı, yoksa enerji düşüklüğü mü öne çıkıyor?
Başlamayı kolaylaştırmak için işe küçük bir parça ayırarak yaklaşabilirsiniz. Örneğin, “Raporu bitireceğim” yerine “Dosyayı açacağım ve ilk başlığı yazacağım” demek daha ulaşılabilir bir hedef oluşturur. Küçük adımlar, zihnin büyük görevlere karşı geliştirdiği direnci azaltır.
Mükemmel başlangıcı beklemek de erteleme döngüsünü güçlendirir. Çoğu zaman ilerleme, kusursuz bir planla değil; eksik de olsa atılan ilk adımla başlar. Kendinize tamamlamak yerine yalnızca başlamak için kısa bir süre tanıyın. Beş ya da on dakikalık odaklanma, devam etme isteğini beraberinde getirebilir.
Günün tüm yükünü aynı anda taşımaya çalışmak yerine, önceliklerinizi sadeleştirin. O gün gerçekten önemli olan bir veya iki işi belirleyin. Tamamlanan küçük işler, motivasyonu dışarıdan beklemek yerine içeriden beslemeye yardımcı olur.
Erteleme alışkanlığı değişebilir. Bunun için büyük bir dönüşümden önce; kendinizi tanımaya, küçük hedefler koymaya ve sürdürülebilir bir tempo oluşturmaya ihtiyaç vardır. Harekete geçmek için doğru zamanı beklemek yerine, bugünün küçük bir anını değerlendirmek yeterli olabilir.